Cinsel Terapi: Pedofili (Terapi ve Tedavi)

Pedofili terimi (eski Yunanca’da: pais "Oğlan, Çocuk" ve philia "Arkadaşlık" kelimelerinden türetilmiştir), gerçek ve temel cinsel ilginin henüz daha ergenlik çağına erişmemiş kişilere karşı hissedilmesi durumunu tanımlar. Eğer bir kişi çocuklarla cinsel ilişki yaşıyorsa o takdirde pedofili bir ruhsal bozukluk ve ayrıca cinsel tercih bozukluğu (Parafili) olarak dikkate alınır.

Cinsel Terapi: Pedofili (Terapi ve Tedavi)

Pedofili terimi (eski Yunanca’da: pais "Oğlan, Çocuk" ve philia "Arkadaşlık" kelimelerinden türetilmiştir), gerçek ve temel cinsel ilginin henüz daha ergenlik çağına erişmemiş kişilere karşı hissedilmesi durumunu tanımlar. Eğer bir kişi çocuklarla cinsel ilişki yaşıyorsa o takdirde pedofili bir ruhsal bozukluk ve ayrıca cinsel tercih bozukluğu (Parafili) olarak dikkate alınır.

"Erotik Pedofili" terimi ilk olarak, 1886 yılında Viyanalı Psikiyatr Richard von Krafft-Ebing tarafından Cinsel Psikopati ("Paedophilia erotica") isimli yazısında kullanılmıştır.[1]

Pedofili için aşağıdaki özellikler listelenmiştir:

  • Ergenlik çağı öncesindeki çocuklara karşı cinsel ilgi baskındır.
  • Burada söz konusu olan gerçek ve temel cinsel ilgidir ve bu cinsel ilginin sadece çocuklara veya tercihli ve öncelikli olarak çocuklara yöneldiği anlamına gelir.
  • Cinsel ilgi zamanla daha uzun süreli olur.

Pedofili teşhisinin konulmasına yönelik temeller bugün uluslararası "istatiksel hastalık ve ilgili sağlık problemleri sınıflandırma sisteminde" (ICD) ve benzer şekilde “Amerikan Teşhis ve İstatistik Rehberinde” (DMS-IV) belirlenmiş olan teşhis kriterleridir.

Ergenlik çağına girmiş gençlere cinsel anlamda ilgi duymak pedofiliden farklıdır. Genç erkeklere karşı duyulan aşırı ilgi için, Efebofili (Almanca: "Ephebophilie" ) terimi kullanılır. Buna karşın genç kızlara karşı duyulan aşırı ilgi ise Partenofili (Almanca: "Parthenophilie") terimi ile tanımlanır. [2]  Bu terimlerin her ikisi de ilk olarak 1906 yılında Magnus Hirschfeld tarafından kullanılmıştır.

Tedavi ve Terapiye Yönelik Bakış Açısı:

Cinsel bilimleri günümüzde cinsel gelişimin ergenlik çağının sonu itibarıyla büyük ölçüde tamamlandığını ve pedofili hastalığının kökten değiştirilmesinin mümkün olmadığını varsaymaktadır.[3]

Bu nedenle tedavinin ana ve temel amacı çocukların cinsel tacizlerden korunmasıdır. [4] Kişiye özel terapilerde ve grup terapilerinde pedofili hastaları dürtülerini kontrol etmeyi ve cinsel istismarı kolaylaştıran davranış tarzlarından uzak durmayı öğrenmelidir. Sonraki hedefler ise çocukların davranışlarının yanlış algılandığının ve yorumlandığının gösterilmesi ve ayrıca empati kurma yeteneklerinin güçlendirilmesi olabilir.[5]

Hastanın pedofil olduğunun duyulması üzerine ve bu durumunun akabinde hastanın karşılaştığı ağır sosyal sonuçlarla yüzleşebilmesi ve bunlarla başa çıkabilmesi için terapilere çok daha fazla ihtiyacı vardır ve bu nedenle terapiler sürdürülmelidir. Özellikle depresyon ve alkol bağımlılığı gibi akabinde gelişmesi muhtemel rahatsızlıklar tedavi edilmelidir.

Ayrıca rahatsızlığın ağır ve şiddetli seyretmesi halinde - hastanın onayıyla - cinsel dürtüleri engelleyen ve dürtü kontrolünü arttıran ve bu sayede cinsel tacizde ve saldırıda bulunmasını engelleyen kısmen kontrol altına almasını sağlayan SSRI’lar (Seçici Serotonin Gerialımını Önleyiciler) gibi testosteron seviyesini azaltıcı ilaçlar kullanılır. Son yıllarda arzu edilmeyen davranışlara karşı ilaçla mücadele kapsamında deneyler yapılmıştır. Bu noktada özellikle erkeklerdeki testosteron seviyesini düşüren Medroksiprogesteron (MPA) tedavisini belirtmek gerekir.[6]

Pedofili hastalarında suç tekrar oranı çok yüksektir. Ancak yeni yapılan çalışmalarda hukuki açıdan adli cezaya çarptırılan pedofili hastalarının terapi yoluyla aynı suçu tekrar etme olasılıklarının yüzde 12 ile yüzde 17 arasında azaltılmasının sağlanabileceğini göstermiştir. [7]

Çocuklarla cinsel ilişkiye girmek çoğu ülkede çocuk cinsel istismarı olarak dikkate alınmakta ve cezalandırma gerektiren bir suç olarak kabul edilmektedir.

Pedofili kapsamındaki cinsel suç faillerinin oranına ilişkin tam ve kesin rakamlar bilinmiyor. Pedofili hastalarının önemli bir kısmı çocuklarla cinsel temastan uzak durmaktadır. Bunun nedeni muhtemelen adli ve sosyal sonuçlarından korkulmaları olabilir.

İlgili suçtan bir kez cezaya çarptırılan pedofili hastasının bu suçu tekrar etme tehlikesi yüksektir. Uluslararası bazda yapılan çalışmalar, bu kişilerdeki suç tekrar etme oranının yüzde 40 ile yüzde 50 arasında olduğu sonucunu vermiştir, bu sonuç cinsel suçlularının ortalama suç tekrar oranı olan yüzde 22’ seviyesinden hemen hemen iki kat fazladır.[8] Genç erkeklere düşkün pedofili hastalarının suç tekrar olasılığı kızlara düşkün olan pedofili hastalarına kıyasla önemli oranda daha yüksektir.

Çalışmalar ayrıca çocuk cinsel istismarına yönelik suçlarda pedofili suçlularının payının yüzde 12 ile yüzde 20 arasında olduğunu ve dolayısıyla bu suçların en büyük bölümünü oluşturmadıklarını da göstermiştir.[9][10] Geri kalan suçlar cinsel yönelimleri yetişkinlere yönelik olan kişiler tarafından işlenmiştir.

Pedofili ve Cinsel istismar:

Cinsel saldırlar farklı şiddet ve derecelerde olabilir. Cinsel istismar olayları "Saç okşamayla" başlayan ve cinsel organların ellenmesi veya çocuğu cesaretlendirmek için aynı şeyleri kendi cinsel organına yapma ve çok daha ender görülse de cinsel birleşmeye kadar yayılan bir aralıkta gerçekleşiyor. [11] Cinsel taciz söz konusu olduğunda genel olarak yoğunlun ve/veya yakınlaşmanın adım adım geliştirilmesi yoluyla gerçekleşiyor. Diğer yetişkinler tarafından fark edilmemesi durumunda pedofili hastalarının ilişkileri haftalarca aylarca veya yıllarca sürebilir.[12]

Cinsel istismarın maruz kalan kurban üzerindeki etkileri:

Yetişkinlerle yaşanan cinsel ilişkiler, bu istismara maruz kalan çocukların psikoseksüel travma geçirmesine yol açabilir. Psikoseksüel travmalar genellikle uzun süreli etkisini sürdüren ruhsal bozukların temel nedenidir. Cinsel istismarın maruz kalan kurban üzerinde etkileri, bedensel şiddet uygulanıp uygulanmadığı, kurban ile fail arasında nasıl bir ilişki veya bağlantı olduğu, kurbanın yaşı ve cinsel saldırının ne kadar sürdüğü gibi farklı faktörlere bağlıdır. Bu etkiler travma sonrası stres bozukluğundan, organik kaynaklı olamayan gelişim bozukluklarına, depresyonlara ve Borderline kişilik bozukluklarına ve ayrıca dissosiyatif bozukluklara ve de çoklu kişilik bozukluklarına kadar genişleyebilir. Bu rahatsızlıkların son üç tanesi özellikle çocukluk veya gençlik döneminde maruz kalınan cinsel istismar ile çok yakın ilişkilidir.[13][14] Travmalar aynı zamanda cinsel istismara maruz kalmış olan bu kurbanların ileriki dönemdeki ilişkilerini ve arkadaşlıklarını negatif anlamda da şekillendirir.[15]

Pedofili hastalığının nedenleri şunlar olabilir:

  • Çocukluktaki kendi cinsel istismarı
  • Travmatik anne ilişkisi
  • Narsistik Obje Seçimi
  • Sorunlu Triyangülasyon (Üçgen kurma)
  • Kişilik Bozuklukları

Pedofilinin nedenleri oldukça farklı şekillerde incelenmektedir. Pedofilide çocukluk döneminin başlangıç safhalarındaki gelişim bozukluklarının sonucu olarak bir dengeleme ve sağlamlaştırma fonksiyonunu gösteren psikanalitik açıklama yaklaşımları ile kesinlikle çok sık karşılaşılmaktadır. Özellikle de burada anne ile çocuk arasındaki ilişki problemli olarak tanımlanır.

Bu durumda çocukluk çağındaki cinsel eğilimlere ilişkin bir takıntı veya saplantı meydana gelmiş ve yaşanan travmanın etkisiyle bu tekrardan ortaya çıkabilir. Araştırmalar cinsel istismara maruz kalmış olanların daha sonra yetişkin olduklarında kendilerinin de çocukları istismar etmelerine neden olabildiğini gösteriyor. Bir insanın çocukken öğrenmesi gereken bir şeymiş gibi çocuklara zorlayarak tekrarlatılır. Aynı şekilde anne ile çocuk arasındaki ilişki bozuklukları da Pedofili yönelimini kolaylaştırabilir. Bu da pedofili hastası erkeklerde yetişkin kadınlardan korkmaya neden olur ve cinsel tatmini çocuklarda aramasına ve annenin yasakladığı “sevgiyi” çocuklardan gelmesini beklemesine yol açabilir.

Aynı şekilde zayıf bir baba da (Baba Figürünün eksikliği) pedofili eğilimine neden olabilir. Bu tip bir baba yeni yetişmekte olan delikanlının annesiyle ve diğer aile bireyleriyle yaşadığı problemlerin çözüme kavuşturulmasında ona çok az yardımcı olur ve yetişkin erkekliğe geçişe yönelik bir kimlik kazanmasına olanak vermez. Ruhsal krizlerin etkisi altında kalma, cinsel ihtiyaç ve yoksunluk hali veya toplum tarafından yalnız bırakılma ve izole edilme durumu, yetişkinlerin çocuklara yönelik cinsel eğilimlerini yeniden canlandırabilir. Bu da, aynı suçun yeniden işlenmesi anlamında, kişinin takıntılı veya saplantılı olduğu, çocuklara yönelik içgüdü ve düşünce tarzına geri dönmesine neden olabilir.

Hamburg’lu Psikiyatr Profesör Wolfgang Berner pedofilinin nedenlerini üç düzlemde dikkate alıyor ve inceliyor:

"Her ruhsal bozukluğun üç farklı kökü olduğunu düşünüyorum: Bunlardan birincisi organik, ikincisi psikolojik gelişimsel süreci ve üçüncüsü ise şu andaki mevcut durumu (aktüel süreç). Bu üç alanın hepsi entegre edilerek tek bir terapi programıyla tedavi edilmelidir. Organik problemler tedavi edilmeli, öğrenme geçmişi ve ilişki geçmişi üzerinde çalışılmalı ve şu anda mevcut olan durumu görüşülmelidir, burada amaç hastanın hoş ve keyif verici yaşama kavuşmasının sağlamaktır. Buradan ilaç ve terapi programlarını kapsayan entegre bir bakış açısı sonucu çıkmaktadır." (http://www.zdf.de/ZDFde/inhalt/12/0,1872,2055404,00.html)

1- Richard von Krafft-Ebing: Cinsel Psikopati. Yeni Basım 1997, Matthes & Seitz Berlin.
2- Ch. J. Ahlers, G. A. Schaefer, K. M. Beier (2005): "Cinsel Bozuklukların Kapsamı ve Bunların DSM-IV’te ve ICD-10’da Sınıflandırılabilirlikleri", Seksoloji 12 (3/4)
3- Horst Vogt: Pedofili. Pedofili Hastası Erkeklerin Sosyal ve Ruhsal Durumlarına ilişkin Leipzig Çalışması. Pabst Bilimsel Yayınevleri, 2006.
4- Şeytanlaştırma ve Tehlikesizmiş Gibi Gösterme Arasındaki Pedofili, Sophinette Becker –Psikanaliz ve Toplumsal Eleştiri Dergisi Werkblatt’ta yer aldı. No. 38, 1/1997: 5–21
5-  Berliner Charité‘deki “Bir Suçlu Olmayın” isimli web sitesi projesi
6- Gerald C. Davison ve John M. Neale: Klinik Psikoloji. 7. Baskı, Beltz PVU, Weinheim 2007, S. 505–508
7- Rudolf Egg’in ”Ülkedeki Vatandaş“ isimli dergideki yazısı
8- Egg ve ekibi (2001). Almanya’daki Suçlu Rehabilitasyon Programlarına İlişkin Değerlendirme. Genel Değerlendirme ve Meta-Analiz. Tehlikeli Suçluların Tedavisi. Herbolzheim: Centaurus (2001)
9- H. Zonana, G. Abel (1999): Tehlikeli seks suçluları. Amerikan Psikiyatri Birliğinin İş Gücü Raporu  – Washington, DC: Amerikan Psikiyatri Birliği.
10- Peter Fiedler: Cinsel Yönelim ve Cinsel Sapmalar. Beltz-PVU Weinheim, 2004. S. 295
11-  Şeytanlaştırma ve Tehlikesizmiş Gibi Gösterme Arasındaki Pedofili, Sophinette Becker Psikanaliz ve Toplumsal Eleştiri Dergisi Werkblatt’ta yer aldı. No. 38, 1/1997: 5–21
12- Gerald C. Davison ve John M. Neale: Klinik Psikoloji. 7. Baskı, Beltz PVU, Weinheim 2007, S. 505–508.
13- Ronald J. Comer: Klinik Psikoloji. Spektrum.
14- Michaela Huber: Çoklu Kişilikler, Maruz Kalınan Aşırı Şiddeti Atlatma. Fischer.
15- Linder/Thießenhusen: "İstismar ve Travmayla Beraber Başa Çıkalım". Tectum-Yayınevi

(Abdullah ÖZER M.A./M.Sc.)

Son Eklenen Makaleler

Erkeklerde cinsel isteksizlik

Cinsel Terapi: Pedofili (Terapi ve Tedavi)

Cinsel Terapi: Korkulu Rüya - Vajinismus

Cinsel Terapi: Cinsel Terapi Nedir? Ne değildir?

Eşcinsel Terapi: Eşcinsellik ile İlgili Tanımlar

»Tüm Makaleler

Neredeyiz ?

TÜRKİYE:
Alsancak/İZMİR

Telefon: +90 544 544 40 60
E-mail: info@cinselterapi.org

(Bana her gün 09.00-22.00 saatleri arasında cep telefonumdan çekinmeden ulaşabilirsiniz.)

Hakkımda yazılan tavsiyeleri okumak ya da kendiniz tavsiyede bulunmak için tıklayınız: